tarih

  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.
  • strict warning: Declaration of views_handler_argument::init() should be compatible with views_handler::init(&$view, $options) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_argument.inc on line 745.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter::options_validate() should be compatible with views_handler::options_validate($form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_filter.inc on line 589.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter::options_submit() should be compatible with views_handler::options_submit($form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_filter.inc on line 589.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter_node_status::operator_form() should be compatible with views_handler_filter::operator_form(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/modules/node/views_handler_filter_node_status.inc on line 14.
  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_style_default::options() should be compatible with views_object::options() in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_style_default.inc on line 25.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_row::options_validate() should be compatible with views_plugin::options_validate(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_row.inc on line 135.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_row::options_submit() should be compatible with views_plugin::options_submit(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_row.inc on line 135.
  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.

Sultan Ahmet Camii Hakkında Bilgi

Türk ve İslam dünyasının en ünlü anıtlarından birisi olan Sultan Ahmet Camii İstanbul’a gelen herkes tarafından hayranlıkla ziyaret edilir. Klasik Türk Sanatının bir diğer örneği olan bu Sultan Camii orijinal olarak 6 minare ile inşa edilen tek camidir. Bulunduğu yer tarihi İstanbul şehrinin daha erken yapılmış diğer önemli eserleri ile çevrilidir. İstanbul şehrinin en güzel manzarası denizden görülür. Bu şahane manzarada caminin silueti yer alır. Şöhreti “Mavi Camii” olarak bilinen eserin asıl adı I. Sultan Ahmet Camiidir.

Esas mesleğine yakışır şekilde, Mimar Mehmet Ağa Cami içerisini kuyumcu titizliği ile dekore etmiştir. 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami büyük bir kompleksin içerisinde bulunurdu. Bunlar bir kısmı zamanımıza gelemeyen sosyal ve kültürel içerikli yapılardı. Kapalı Çarşı, Türk Hamamı, aşevi, hastane, okullar, kervansaray ve Sultan Ahmet’in türbesi belli başlı kısımlardı.

Eyüp Sultan Camii Tarihi

Hazret-i Muâviye zamânında İstanbul kuşatmasında şehid olan, sahâbeden Hâlid ibni Zeyd Ebâ Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin, Fâtih Sultan Mehmed’in hocası Akşemseddîn’in kerâmetiyle bulunmasından sonra Fâtih Sultan Mehmed Han burada bir türbe ile bir câmi yapılmasını emretmiştir.

Fetihten hemen sonra 1458 yılında Osmanlılar tarafından İstanbul’da yapılan kubbeli ilk Selâtin Câmiidir. Fakat ilk yapıdan, günümüze orijinal hiçbir şey gelmemiştir. Sâdece minâreleri ilk yapıya âit olmamakla birlikte bugünkü yapıdan biraz eski târihlere âittir. 1724 târihinde bu minârelerin yerine yeniden iki şerefeli iki minâre yapılmıştır. Çok tâmirât geçiren câminin minârelerinden başka her yeri, Üçüncü Sultan Selim Han zamânında 1798’de yıkılarak, bugünkü câminin inşâsına başlanmıştır. İnşaat 1800 târihinde tamamlanmıştır. Daha sonra 1822 yılında Haliç tarafından minârelerin birisine yıldırım isâbet ederek, üst şerefesinin hasar görmesine sebeb olmuş, Sultan İkinci Mahmûd Hanın emriyle câmi tekrar tâmir edilmiştir. Câminin dış avlusundaki mahfiller Dârüssaâde Ağası Beşir Ağa tarafından inşâ edilmiştir.

Arap Camii Hakkında Bilgi

İstanbul’da yapılan en eski cami. Emevi kumandanlarından Mesleme bin Abdülmelik tarafından 717 senelerinde İstanbul-Karaköy’de yaptırıldı. Mesleme bin Abdülmelik büyük bir ordu ile Çanakkale’den Gelibolu, Edirne sonra İstanbul’a geldi. Galata’yı ele geçirerek yedi sene kaldı. Çok sıkıntı ve hastalık çektiklerinden buraya "Kahr köyü" ismini verdiler. Şimdi "Karaköy" denilmektedir. Muhyiddin-i Arabi hazretleri, Müsamere kitabında Mesleme’nin İstanbul seferini uzun anlatmaktadır. Mesleme çekilince Rumlar verdikleri sözü bozup camiyi kilise yaptılar. Dördüncü Murad Han zamanına kadar kilise olarak kalıp 1637’de eski yeri keşfolunarak mescide çevrildiği Fezleke-i Tarih-i Osmani’nin yüz altmış altıncı sayfasında yazılıdır. Birinci Sultan Mahmud Hanın annesi Saliha Sultan, camiyi 1735’te yeniledi. 1807 yangınında yanıp, yeniden tamir edildi.

Süleymaniye Camisi Hakkında Bilgi

Osmanlı yükseliş devrinin muhteşem eseri. Bir külliye şeklinde inşâ edilen bu eser, Kânûnî Sultan Süleymân Hanın emriyle, Mîmar Sinân tarafından 1550-1557 yılları arasında inşâsına Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendinin duâsı ve câminin temeline ilk taşı koymasıyla başlandı. Külliyede; câmiden başka, medrese, mektep, dârülhadîs, dârüşşifâ, imâret, tabhâne, bîmârhâne, kervansaray, tıp mektebi, hamam, oda ve dükkânlarla Kânûnî Sultan Süleymân Han ve Hürrem Sultan türbeleri de vardır.

Mîmar Sinân’ın kalfalık eserim diye nitelendirdiği büyük bir külliyenin kısa sürede yapılması, zamânına göre, büyük bir başarıdır. Câmi 16 Ağustos 1557’de Kânûnî Sultan Süleymân Han ve bütün devlet ricâlinin hazır bulunduğu bir merâsimle, Mîmar Sinân tarafından ibâdete açılmıştır.

Bayezid Camii Hakkında

İstanbul’un yedi tepesinden biri üzerine kurulan ve semte adını veren muhteşem cami. Fatih’in oğlu Sultan Bayezid tarafından yaptırılan caminin temeli, 1501 yılında atılıp, inşası 1506’da tamamlandı. Caminin yanına mektep, medrese, imaret, kervansaray ve hamam yaptırılmıştır. Bu medreseye, ancak şeyhülislam olanlar müderris tayin edilirdi. İlk müderrislik, Şeyhülislam Zembilli Ali Efendiye verilmiştir.

Bayezid Camii, klasik Osmanlı üslubunun ilk örneğidir. Mimarının, bazı kaynaklarda Üstad Hayreddin olduğu yazılmakla beraber, son yapılan araştırmalarda Yakub Şah bin Sultan Şahın inşa ettiği meydana çıkmıştır. Beş seneye yakın zamanda biten caminin ilk ibadete açıldığı Cuma gününde namazı Sultan İkinci Bayezid Han kıldırmıştır. Bunu Evliya Çelebi şöyle anlatır:

Caminin yapısı tamam oldukta, bir Cuma günü, büyük bir cemaat toplanıp açıldı. Bayezid-i Veli buyururlar ki: "Her kim ki ömründe ikindi ve akşam namazlarının sünnetini tamam kılmışsa şu mübarek vakitte o kimse imam olsun.” Derya misali cemaat içinden bir kişi çıkmaz. Bayezid Han: “Elhamdülillah! Seferde ve barış zamanında sünnetleri terk etmedik.” diyerek kendileri imam olup namazı kıldırırlar.

Ağa Camii Hakkında

İstanbul’un Beyoğlu semtinde İstiklal Caddesi üzerinde, İstiklal Caddesi ile Sakızağacı Caddesi kavşağının köşesindeki cami. 1596 (H. 1005) senesinde Galatasaray Ağası Şeyhülharem Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Avlu içindeki bu küçük cami zamanla yıprandığından Sultan İkinci Mahmud Han tarafından tamir ettirilmiştir. Bu tamirden bir müddet sonra büyük bir yangına maruz kalan Ağa Camii, ikinci ve geniş çapta bir tamir daha gördü. Bu tamiri, Suzan hanım adında bir hayırsever hatun yaptırdı. İlk yapısı kubbeli olan bu caminin çatısı on mermer sütun üzerine oturtulmuştur.

1938 senesinde Evkaf idaresi tarafından yeniden tamir edilip, çinileri değiştirildi. Caminin içini süsleyen çiniler Kütahya’da yeniden yaptırıldı. Üst pencerelerine alçı çerçeveler içinde renkli camlardan üslub haline getirilen Türk çiçek tezyinatı yapılmıştır. Tavan ve duvar nakışlarında Osmanlı motifleri büyük bir başarıyla kullanılmıştır. Duvarlar alt pencerelere kadar mavi çiniler, pencere içleri de yeşil çiniler ile kaplanmıştır. Camideki yazılar, İsmail Hakkı Altınbezer tarafından yazıldı. Caminin zemini hususi olarak dokutulmuş Isparta halıları ile döşenmiştir.

Gazi Mehmed Paşa (Bayraklı) Camii

Gazi Mehmed Paşa (Bayraklı) camii, Prizren’de muhteşem Osmanlı eselerinden biridir.

1798 yılında, zamanın Prizren valisi Rüstem Paşa, bütün camilerde beş vakit ezanın aynı anda okunması için, gündüzleri caminin âlemine bayrak çekilmesini geceleri ise fener yakılmasını emreder. Gündüz ezan vakitlerinde çekilen bayraktan dolayı adı Bayraklı Camii olarak anılır. Yapılışından bugüne kadar iftar vakitlerinde ilk kandiller bu camide yakıldığından Priznen halkı hala Bayraklı Camii’nin minaresinin kandillerine bakarak iftar etmektedirler.

Bu Camiinin hoş bir yapılış hikâyesi vardır. Camiinin banisi Gazi Mehmed Paşa, helal parayla bir cami yaptırmayı arzu eder. Bu camiyi Prizren’de yapmaya karar verir. Cami inşaatında kullanacağı paraların helal olduğunu test etmek ister.
Bir gün bütün altınlarını alıp Bitriça deresinin kenarına gelir ve altınların tamamını dereye ‘helal olanlar su dibinde kalsın, haram olanları su götürsün’ diyerek atar. Bir süre bekledikten sonra su dibinde kalan altın paraların helal olduğuna kanaat getiren paşa, dereden altınları toplar. Gönül rahatlığı içinde büyük bir şevkle caminin temelini atıp yapımına başlar.

Anket

Kitap okuyor musunuz?:

Son yorumlar

İçerik yayınları