Ali Yurtgezen

  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.
  • strict warning: Declaration of views_handler_argument::init() should be compatible with views_handler::init(&$view, $options) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_argument.inc on line 745.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter::options_validate() should be compatible with views_handler::options_validate($form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_filter.inc on line 589.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter::options_submit() should be compatible with views_handler::options_submit($form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/handlers/views_handler_filter.inc on line 589.
  • strict warning: Declaration of views_handler_filter_node_status::operator_form() should be compatible with views_handler_filter::operator_form(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/modules/node/views_handler_filter_node_status.inc on line 14.
  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_style_default::options() should be compatible with views_object::options() in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_style_default.inc on line 25.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_row::options_validate() should be compatible with views_plugin::options_validate(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_row.inc on line 135.
  • strict warning: Declaration of views_plugin_row::options_submit() should be compatible with views_plugin::options_submit(&$form, &$form_state) in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/plugins/views_plugin_row.inc on line 135.
  • strict warning: Non-static method view::load() should not be called statically in /home/fatih/domains/fatihcamii.net/public_html/modules/views/views.module on line 879.

İstanbul'u Aç Gülzâr Yap

Fetih, “kapalı veya örtülü bir şeyi açmak” demektir. Bizim fetihlerimizde açılan şey ise, insanların kafa ve gönüllerini hakikate kapatan, onların ilâhî mesajın ışığını almasına mani olan “küfür örtüsü”dür.

On beşinci asır tarihçilerinden Yazıcıoğlu Ali, “Selçuknâme”sinde Osman Gazi’nin dilinden manzum bir vasiyetnâmeye yer verir.

“Gönül kerestesi ile
Bir yeni şehr ü bâzâr yap
Zulmeyleme rençberlere
Her ne ister isen var yap.”

diye başlayan ve:

“Osman, Ertuğrul oğlusun
Oğuz Karahan neslisin
Hakk’ın bir kemter kulusun
İstanbul’u aç gülzâr yap.”

Namaza Durmak

Durmak gerek. Zira durmayınca, “tevakkuf etmeyince”, arada bir “vakfe” yapmayınca hakikate “vâkıf” olamazsınız. Durmayınca durulamazsınız. Durulacak yer Allah’ın huzurudur.

Yunus Emre’nin “Dur erte namazına” nakaratlı bir salâtnâmesi var. “Erte” veya “irte namazı” sabah namazı demektir. Bu şiirinde Yunus’un “kıl erte namazını” yerine “dur erte namazına” ifadesini tercih etmesi hayli manidardır.

Türkçenin eski metinlerinde de, halk arasında da “namaza durmak” tabiri çok kullanılır. Bu öyle lâf olsun diye söylenmiş bir söz değildir. Ecdadın, her sahada olduğu gibi dili tasarruf ederken de dinin en ince çizgilerini gözetmekteki titizliğini, ibadet şuurundaki derinliğini gösteren mühim bir misaldir. Öyleyse şu “namaza durmak” ifadesi üzerinde biraz durup düşünmelidir.

Durmak, durulmaktır

Safa Getirip Safa Bulurduk

Aralarındaki kardeşlik ve dostluğun dünya işleriyle gölgelenmediği zamanlarda, müminler birbirlerini arar sorar, türlü vesilelerle sık sık ziyaret ederlerdi. Sıla-i rahimde bulunmak ihmal edilemez bir vazifeydi onlar için. Sırf Allah Tealâ’nın rızasını kazanmak ümidiyle bir arada olmayı istediklerinden, gelen hoş gelir, safa getirir; hoşluk ve safa bulurdu.

Selamlaşmadan sonraki “– Hoş geldin, safalar getirdin. – Hoş bulduk, safalar bulduk.” mükâlemesi laf olsun diye söylenmiş sözler değildi. Bugün misafir karşılama faslının sadece adet olmuş bir nezaket kaidesi zannettiğimiz bu sözler, dostluğumuzun ve ziyaretimizin mahiyetini, neyi gözettiğimizi, birbirimizden ne beklediğimizi de anlatıyordu.

Bu seremoniyi, mana ve maksadını unutup kuru bir söz halinde günümüze taşıdığımız için olmalı, münasebetlerimiz zayıfladı, dostluklarımız yavanlaştı. Hakiki dostluk bir safa halini icap ettiriyordu çünkü ve dünyalık hesaplarla yapılan ziyaretlerde safaya yer olamazdı.

Anket

Kitap okuyor musunuz?:

Son yorumlar

İçerik yayınları