Ummu Umara

Uhud harbine iki oğlu ve kocası ile birlikte katılan ve birkaç ye­rinden yaralanarak Rasûlüllah´ı koruyan bu fedakâr hanımın hizmetin­den dolayı Rasûlüllah (S.A.V) tüm aile halkı için şöyle dua etmiştir:

«Ey Rabbîm! Bunları bana cennette arkadaş eyle...»

Doğu ufkunda sabahın ışığı belirmişti. Medîne´liler getirdiği hu­muslarla (hazine için ayrılan beşte birlerle) birlikte Beşîr İbnu´l-Hasa-siyye´nin bölüğünü karşılamaya çıkmıştı. Rasûlüllah´ın Allah´ın müs-lümanlar´a Medain´iri fethini nasip edip onların eyvanını ganimet ola­rak ele geçireceklerine dair verdiği haber doğru çıkmıştı. Güneş da­ğın arkasından çıkmıştı. Nuseybe sol eliyle işaret ederek şöyle dedi :

? İşte o bölük.

Yüzlerde tam bir sevinç ifadesi belirdi. Müminlerin emiri Ömer İbnu´l-Hattab, Abdurrahman İbn Avf, Ali İbn Ebî Talib, Useyd İbn Hu-dayr ve Gubeyr İbn Mut´im onlara doğru yürüdüler.

Gözleri, boyu yetmiş zira´ [arşın) eni de altmış zira´ olan bir half­anın kadifelerine takılınca hayret ve dehşet içinde kaldılar. Kisralar o halıyı kış için hazırlamışlardı. Fesleğen çiçeklerinin zamanı geçince kışın sanki bahçedelermiş gibi o halının üzerinde içerlerdi. O halıda nehir gibi çizgiler vardı. Zemini altın yaldızlı, bunların arasında inci gibi gözler vardı. Halının kenarları ekilmiş ve ilkbaharda bitkilerle ye­şil renk almış toprak gibiydi. Altın dallar üzerinde ipek yapraklar var­dı. Altın ve gümüş çiçek ve mücevherden meyveler ve buna benzer şeyler vardı.

Beşîr İbnu´l-Hasasiyye :

?Müminlerin emîri İranlılar ağır olduğu için kadifeleri, çok ol­duğu için de paraları götüremediler. Biz incileri getiriyorduk. Fakat beytuimal´ın ağzına kadar altın ve gümüş kaplarla dolu olduğunu gör­dük.

Mü´minlerin emiri Hz. Ömer, Kisra İbn Hürmüz´ün bileziklerine, pantolonuna kılıcına, kemerine tacına ve çizmelerine baktı.. Daha son­ra ağladı. Hz. Ali, Abdurrahman İbn Avf, Cubeyr İbn Mut´im ve Useyd İbn Hudayr ona acıdılar. Hz. Ömer:

? Kisra´nin kılıcını zararsız ve faydasız haîe getiren Allah´a ham-dolsun, dedi.

Daha sonra Hz. Ömer, İbnu´l-Hasasıyye´den tarafa baktı ve şunu ilâve etti :

? Bunu yapanlar mutlaka emîn (güvenilen) kimselerdir.

Bunun üzerine Hz. Ali :

?-Ey mü´minlerin emîri! Sen kötü olmadın. Halkın da kötü olma­dı. Eğer sen aç gözlülük yapıp yeseydin, onlar da yerlerdi, dedi.

Mü´minlerin emîri Hz. Ömer kadifeleri ve beştebirleri müslüman-lar arasında taksim etti. Hz. Ömer bazı kadın örtüleri getirdi.

? Bu örtünün şu kadar değeri var. Onu Abdullah İbn Ömer´in ha­nımı Safiyye Bint Ebî Ubeyd´e göndersen..

Mü´minlerin Emîri Hz. Ömer:

? Ben bu örtüyü ondan daha lâyık.birine EUmmu Umara) Nusey­be Bint Ka´b´a göndereceğim. Uhud savaşında Rasûlüllah´ın (S.A.V) şöyle dediğini duydum: Sağa ve sola her dönüşümde onun önümde dö-ğüştüğünü görüyordum.

Ummu Umara (Nuseybe) örtüyü bir annenin çocuğunu sevdiği.g bi kucaklayıp evine doğru yürüdü. Hatıralar onu kanatlandırarak mazi­ye götürdü...

Kendisini İslâm´ın Ensar arasında yayıldığı günlerde gördü. En-sar´dan bir grup kimseye farkettirmeden gizlice Hz. Peygamberin (S.A.V) yanına gitmeyi kararlaştırdılar. Hac mevsiminde zilhicce ayın­da kavimlerinin kâfirleriyle birlikte Mekke´ye gittiler. Mekke´de Hz. da yeni ve büyük bir örtü vardı. Bazıları şöyle dediler:

gecesinin üçte ikisi geçtikten sonra gizlice Akabe´de toplandılar. Onlar yetmiş erkek iki kadındı. Bu kadınlar Mazin İbnu´n-Neccar oğullarından (Ummu Umara) Nuseybe Bint Ka´b´la Esma Ummu Amr İbn Adiyy´di. Rasûlüllah (S.A.V) onların yanına geldi. Yeğenine destek olmak için amcası el-Abbas İbn Abdil-muttalib de yanındaydı. İlk konuşan el-Abbas oldu. O şöyle dedi :

? HazrecMIer! (Araplar o sırada Hazreclilere de Evslilere de, Hazrecliler derlerdi). Muhammed bizim aramızda sizin gördüğünüz şe­kilde şeref ve kuvvete sahiptir. Ama o bizden kopup size gelmeyi ar­zu etti. Sizler ona verdiğiniz sözü yerine getireceğinizi ve onu koruya­cağınızı kesin olarak biliyorsanız, bu işle sizi başbaşa bırakıyorum. Fa­kat eğer siz onu başkalarına teslim edecekseniz, şu andan itibaren onu içinde bulunduğu şeref, üstünlük ve gücünde bırakınız.

Ensar şöyle cevap verdi :

? Ne dediğini duyduk. Yâ Rasülellah! Konuş kendin ve Rabbin adına istediğin teminatı alabilirsin.

Rasûlüilah [S.A.V) konuştu. Kur´an okudu. İslâm´a girmeye teşvik etti. Daha sonra .

? Beni, hanımlarınızı ve çocuklarınızı koruduğunuz gibi koruya­caksınız, dedi.

El-Berâ İbn Ma´rur Rasûlüllah´m elini tutarak şöyle dedi:

? Seni hak ile gönderene yemin olsun, çoluğumuz çocuğumuzu koruduğumuz gibi seni de koruyacağız. Yâ Rasûleilah! Bize bey´at et. Çünkü biz, vallahi, babadan oğula doğuştan savaşçı kimseleriz.

Ebu´l-Heysem Îbnu´l-Teyyihan söze karışıp şöyle dedi :

? Ey Allah´ın elçisi! Bizimle insanlar (yahudiler) arasında bazı bağlar var. Biz bunları koparmış oluyoruz. Eğer Allah seni dâvanda üs­tün kılarsa bizi bırakıp kendi kavmine dönecek misin?

Peygamber {S.A.V) gülümseyerek :

? Sizin kanınız benim kanım, sizin zararınız.benim zararımdır. Siz bendensiniz. Ben de sizdenim. Siz kiminle barışırsanız ben onunla ba­rış yaparım, kiminle savaşırsanız onunla ben de savaşırım, dedi.

Sonra şunu ilâve etti :

? Bana aranızdan oniki nakîb (temsilci) seçiniz ve onlar kavim­lerinin temsilcileri olsunlar.

Onlar Hazrec´ten dokuz Evs´ten de üç kişi çıkardılar. Neccar oğul­larının nakîbi Es´ad İbn Zurâre, Haris oğullarının nakibleri Sa´d İbnu´r-Rabî´ ile Abdullah İbn Ravâha, Zureyk oğullarının nakîbi Rafi İbn Mâiik, Seleme oğullarının nakîbleri e!-Berâ İbn Ma´rur´la Abdullah İbn Amr İbn Haram ve Adiyy oğullarının nakîbi Ubâde İbnu´s-Samit Hazrec´in nakîbleriydi. Abduleşhel oğullarının nakîbi Useyd İbn Hudayr, Avf oğullarının nakîbleri Sa´d İbn Hayseme´yle Rifaa İbnu´l-Munzir Evs´in nakîbleriydi.

Rasûlüllah (S.A.V) şöyle buyurdu:

? Musa İsrail oğullarından oniki nakîb almıştı. Hiçbiriniz içinden başkasının seçilip seçilmediğini geçirmesin. Çünkü benim için Cebrail seçiyor.

Sonra da şunu ilâve etti:

? Havarilerin İsa İbn Meryem´in kefilleri olduğu gibi siz de baş kalarının kefîlisiniz. Ben de kavmimin kefiliyim.

Nakîbler:

?Tamam, dediler.

El-Abbas İbn Ubâde İbn Nadle, meselenin sağlama bağlanması için Hazrec´in lideri Abdullah İbn Ubeyy İbn Selul´ün de gelmesini ümid ederek o gece bey´ati geciktirmek isteyerek şöyle dedi:

? Hazrecliler! Siz bu adama niye bey´at ettiğinizi biliyor musu­nuz? Siz ona, kırmızı ve siyah renklilerle savaşmak üzere bey´at edi­yorsunuz. Eğer mallarınıza bir musîbet gelecek, eşrafınız öldürülecek olursa, onu teslim edersiniz. Vallahi bu şimdiden dünya ve âhirette rezil olmak demektir. Ona vermiş olduğunuz bu sözü yerine getireceği­niz kanaatindeyseniz, onu alın. Bu da hem dünya, hem âhiret i<

yirlı birşeydir.

Ensar şöyle cevap verdi:

? Biz onu, mallarımıza gelecek musîbete ve eşrafımızın öldürül­melerine rağmen kabul ediyoruz, bunun karşılığında bize ne var?

Peygamber (S.A.V) :

? Cennet, diye cevap verdi.

Bunun üzerine :

~ Elini uzat, sana bey.´at edelim, dediler.

Erkekler [Hazrecten altmış iki erkek, iki kadındı., Onların, dokuzu nakîbti. Evs´ten onbir erkekti. Üçü nakîbti) Rasûlüllah´ın el-Abbas İbn Abdilmuttalib tarafından tutulan elierine vurmaya başladılar. Ummu Umara ve Ummu Men´i´ kalınca Ummu Umâra´nın kocası Zeyd İbn Asım şöyle seslendi :

? Yâ Rasûlellah! Bunlar sana bey´at etmek için bizimle birlikte gelen kadınlardır.

Hz. Peygamber (S.A.Vİ :

? Size bey´at ettiğim şey üzerine o ikisine de bey´at ettim. Ben kadınlarla tokalaşmam, dedi.

Ebû Leylâ Abdurrahman İbn Ka´b («Bekkaun»dan (çok ağlayanlar­dan) biridir) kızkardeşi Nuseybe ile karşılaştı ve koltuğunun altında­ki örtüyü görünce kizkardeşini tebrik etti. Ummu Umâre (Nusaybe) gülümseyerek şöyle dedi :

?Ebu Leylâ; Bu sene hacca gideceğini duydum. Bizim için duâ etmeyi unutma, kardeşim!

Ebû Leylâ Abdurrahman İbn Ka´b :

?Jnşaaliah, diye cevap verdi.

Nuseybe Bint Ka´b kocası Zeyd İbn Âsim, oğulları Abdullah ve Habîb´le birlikte (43 yaşında iken) Uhud savaşına katılmıştır. Yanında bir su tulumu vardı. Sabahleyin yaralılara su dağıtıyordu. Okçular Ra-sûlüllah´m emrini tutmayıp müslüman kardeşleriyle birlikte Kureyş as­kerlerinden kalan ganimetleri toplamaya başladılar ve böylece dağı terkettiler.. Savaş müslümanların aleyhine döndü ve insanlar dağıldı­lar. Rasûlüllah´ın yanında sayısı on kişiden az bir topluluk kalmıştı. Ummu Umara, (Nuseybe], el-Maziniyye, oğulları ve kocası Rasûlüllah´-ın önünde dövüşüyorlardı. Diğerleri bozguna uğrayarak Rasûlüllah´ın yanından geçeerlerken, onlar RasûlüMah´i savunuyorlardı. Hz. Peygam­ber Nuseybe Bint Ka´b´ın kalkanının olmadığını, o sırada da kalkanı olan bir erkeğin kalkanıyla birlikte kaçtığını görünce :

?Kalkanı olan! Kalkanını dövüşecek olana at, diye seslendi.

Adam kalkanını attı ve onu Nuseybe Bint Ka´b aldı. O kalkanla Ra-sûlüllah´ı korumaya başladı. Kureyş süvarileri onlara tuhaf şeyler yap­tılar. At üzerinde bir adam geldi. Ummu Umara´ya vurdu. Ummu Uma­ra ondan kalkanla korundu. Adamın kılıcı hiçbir şey yapamadı ve geri gitti. Ummu Umara onun atının arka ayağındaki sinire vurdu ve adam sırt üstü düştü. Peygamber (S.A.V) şöyle demeye başladı:

?Ummu Umâra´nın oğlu! Annene koş annene.

Abdullah İbn Zeyd İbn Asım yardım etmek üzere annesine gitti. İkisi birlikte adamı öldürdüler. Ummu Umara :

? Onlar da bizim gibi yaya olsalardı, onların işini bitirirdik in­şaallah.

Abdullah İbn Zeyd İbn Asım hücumlarını yaparken sanki hurma ağacı gibi uzun boylu bir adam ona vurdu. Böylece Abdullah´ı sol pa-zusundan yaraladı ve onun üzerine eğilmeyip çekip gitti. Kan fışkırıyor ve dinmek bilmiyordu. Peygamber (S.A.V) Abdullah´a :

? Yaranı sar, dedi,

Annesi Nuseybe Bint Ka´b, daha önce yaralılar için hazırlayıp çan­tasına koyduğu sargılarla birlikte oğlunun yanına gitti ve oğlunun ya­rasını sardı. Rasûlüllah da ayakta ona bakıyordu. Nuseybe oğluna

?Yavrum kalk düşmanlarla dövüş, dedi.

Rasûlüllah (S.A.V):

? Ummu Umara! Senin becerdiğini kim becerebilir ki?

Abdullah İbn Zeyd İbn Asım´a vuran adam gelince Rasûlüllah (S.A.V) Ummu Umâra´ya :

? İşte bu, oğluna vuran adamdır, dedi.

Nuseybe Bint Ka´b onun karşısına çıkıp, bacağına vurdu. Adam yere çöktü. Rasûlüllah (S.A.V) azı dişleri görülecek şekilde gülümse­yerek şöyle dedi :

? Öcümü aldın Ummu Umara!

Daha sonra silâhla onun işini bitirmeye geldiler. Rasûlüllah (S.A.V) şöyle buyurdu :

? Seni muzaffer kılan, düşmanının yenilgisiyle seni sevi ve öcünün alındığını sana gözlerinle gösteren Allah´a hamdolsun.

Ummu Umara ve oğullan Rasûlüllah´i koruyorlardı. İbn Kumey´e:

?. Bana Muhammed´i gösterin. Eğer o kurtulmuşsa ben kurtulmuş olmayayım, diye haykırdı.

Mus´ab İbn Umeyr, Ummu Umara ve Habib İbn Zeyd İbn Asım onun karşısına çıktı. İbn Kumey´e kılıcıyla Nuseybe Bint Ka´b´ın om­zuna vurdu. Derin bir yara açtı, Nuseybe de birkaç defa vurdu ama İbn Kümeye´nin üzerinde iki zırh vardı. Nuseybe en şiddetli bir şekilde dö-ğüşüne devam etti. Doğuşunu rahat hareket edebilmek için elbisesini beline kadar topluyordu...

Atı üzerinde bir müşrik geldi. Rasüiüllah [S.A.V) Abdullah İon Zeyd İbn Asım´a :

? Ummu Umâra´nın oğlu! dedi, Abdullah İbn Zeyd :

? Buyur yâ Rasûleilah! dedi. Peygamber (S.A.V) :

? At, dedi.

Abdullah İbn Zeyd İbn Asım, onun önünde bulunan atın üzerinde­ki adama bir taş attı. Taş atın gözüne isabet etti. At sarsıldı ve sahi­biyle birlikte düştü. Abdullah ve annesi Ummu Umara taşları atmaya başladılar. Nihayet üzerine taşlardan ağır bir yük yığdılar. Rasüiüllah (S.A.V} onlara doğru-baktı, gülümsedi ve Nuseybe Bint Ka´b´ın yara­larını göstererek şöyle dedi:

?Annene koş annene., Yaralarını sar. Allah sizi Ehl-i Beyt gibi mübarek kılsın. Annenin makamı, falan falan kimselerin makamından daha hayırlıdır. Allah siz Ehl-i Beyt´e rahmet etsin.

Ummu Umara da :

? Ey Allah´ın Rasûlü! Cennette sana arkadaş olmamız için Al­lah´a duâ et, dedi.

Bunun üzerine Peygamber (S.A.V) :

? Allah´ım! Onları cennette arkadaşlarım yap, diye duâ el^ti. Nuseybe Bint Ka´b :

Artık dünyada başıma gelene aldırmam, dedi.

Habîb İbn Zeyd İbn Asım annesinin omzundan aldığı yaralan sardı.

Rasûlüliah´ın ashabı Medine´ye dönünce Ummu"Umâra yaralarının üzerine elbiselerini iyice sardı. Kanın akmasına mani olamadı. Geceyi, sabah oluncaya kadar onüç yarayı pansuman ederek geçirdi. Rasûlül-lah´ın tellâlının, savaşa çıkılacağını ilan ettiğini ve :

? Dün, Uhud savaşında bulunanlar hazır olup gelsinler, dediğini duydu.

Rasüiüllah (S.A.V), kâfirlere, müslümanlarm hâlâ güçlü oldukları zannını vermek için çıkmıştı. Rasûlüİlah´la birlikte kendilerini taşıya­bilecek durumdaki yaralılarda çıktı. Nuseybe Bint Ka´b Hz. Peygam­berle gidemedi.

Rasûlüliah (S.A.V) Hamrâu´l-Esved´den döndüğünde evine varır varmaz halini hatırını sorması için Abdullah İbn Ka´b sl-Mazinî´yî Um­mu Umara´ya gönderdi. Abdullah îbn Ka´b, Ummu Umâra´nın iyi olduğu haberini getirince Rasüiüllah buna memnun oldu.

Nuseybe Bint Ka´b oğlu Abduilah İbn Zeyd İbn Asım´a sordu;

? Rasûlüllah (SAV) nasıl? Abdullah İbn Zeyd :

? İyidir. Onun ayağını ayağının üstüne atmış mescidde sırt üstü yatarken gördüm.

Nuseybe Bînt Ka´b içini rahatlatmak için Rasûlüllah´m (S.A.V) ya­nma gitti. Onu abdest alırken gördü. İçinde üçte iki müd miktarında bulunan bir kap getirilmişti ve kulaklarına da meshetmişti...

Rasüiüllah (S.A.V) savaş niyeti olmaksızın zilkadede umre yap­mak üzere yola çıktı. Yanına hanımı Ummu Seleme´yi de almıştı. Um­mu Seleme´yle birlikte Ummu Umara bazı Muhacirler ve Ensar, Rasû--iüllah´a tâbi olan bazı bedevilerde (binbeş yüz kişiydiler) çıkmıştı. Ra-sûlüllah (S.A.V) beraberinde, insanlara sadece Ka´be´yi ziyaret için geldiğini göstermek için yetmiş tane kurbanlık (deve veya sığir) gö­türdü.

Usfan´a varınca karşısına Busr İbn Sufyan el-Ka´bî çıktı ve şöyle dedi :

? Yâ Rasûleilah! Kureyş yola çıktığını duydu. Bunun için Zu Ta-va´da toplanıp sizi asla Mekke´ye sokmamaya yemin ettiler. Ayrıca Halîd İbnu´l-Velîd´i Kurau´l-Gamîm denilen yere ileri güç olarak gön­derdiler.

Bunun üzerine Rasülüllah (S.A.V) Hudeybiye´de konakladı. Ku-reyş´fn liderlerine :

? Biz kimseyle savaşmak için gelmedik. Ancak umre yapmak üzere geldik, demesi için Mekke´ye göndermek kasdıyla Hz. Ömer´i çağırdı.

Hz. Ömer (r.a):

? Mekke´de Adîyy oğullarından beni koruyacak kimseler yoktur. Kureyş benim kendilerine olan düşmanlığımı öğrendi. Onların bana bir kötülük yapmalarından korkuyorum. Hz. Osman´ı gönderelim´ O orada benden daha şerefli ve azizdir, dedi.

Pegamber (S.A.V) Hz. Osman´ı çağırdı ve onun namına tebliğ et­mesi için Hz. Osman´ı gönderdi. RasûJüliah´a [S.A.V) Hz. Osman´ın öl­dürüldüğüne dair bir haber geldi. Rasülüllah (S.A.V):

? Onlarla savaşmadan buradan ayrılmayacağız, dedi.

Daha sonra insanları bey´at etmeye çağırdı.. Ona ağacın altında bey´at ettiler. Bu bey´ate «Beyatu´r-Rıdvan» adı verildi. Bu bey´ate sa­dece el-Cedd İbn Kays katılmadı. Ona ilk bey´at eden Ebû Sinan el-Esedî oldu.. (Urnmu Umara) Nuseybe Bint Ka´b da ona bey´at etti. Da­ha sonra Raşûlüllah´a [S.A.V) Hz. Osman´ın öldürülmediği haberi gel­di. Kureyş Rasûiülfah´la [S.A.V) Hudeybiye barışını yaptı.

Peygamber (SA.V) meselesini bitirince.. Ummu Umara ona kısa bir mızrak verdi. Rasülüllah o mızrakla kurbanlarını keserken Ummu Umara ona bakıyordu...

Zeyd İbn Asım ölünce Ummu Umara, Gaziyye İbn Amr İbn Atiyye İbn Hansa´yla evlendi. Nuseybe Bint Ka´b Hayber ve kaza umresinde de Rasûlüllah´la birlikte bulundu. Gaziyye´yle olan evliliğinden Temîm ve Havle´yi doğurdu...

B\r gün Rasülüllah [S.A.V) Ummu Urhâra´yı ziyarete gitti. Ummu Umara ona bir yemek ve arpa ekmeği ikram etti. Rasülüllah ona:

? Sen de ye, dedi, Ummu Umara :

? Ben oruçluyum, dedi. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurdu:

? Oruçlunun yanında yemek yenildiğinde melekler ona salât getirirler.

Ummu Umara Mekke´nin fethedildiğî gün Rasûlüllah´la [S.A.V) birlikte çıktı.

Bir gün o, Raşûlüllah´a (S.A.V) :

?Yâ Rasûleilah! Her şeyin erkeklere ait olduğunu görüyorum. Kadınların bir şeyde (bir konuda) zikredildikîerini görmüyorum.

Aziz ve celîl olan Allah şu âyeti indirdi: «Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar erkek ve kadın mü´minler, boyun eğen erkekler ve ka­dınlar; doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve ka­dınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah´ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunlar hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.[1]

Nuseybe Bint Ka´b, Huneyn savaşında ve Taif kuşatmasında H Peygamber´le birlikte bulunmuştur..

Peygamber (S.A.V) fetihten döndüğünde :

? Yemâme´den, pegamberfik iddia eden ve benden sonra öldürü lecek olan bir kezzâb (yalancı) çıkacak, buyurdu.

Abdullah İbn Zeyd İbn Asım, Halid İbnu´l-Velîd ve Ebû Dûcâne:

? Yâ Rasûlelfah! Onu kim öldürecek? dediler. Rasülüllah (S.A.V) Halid´e doğru bakıp şöyle dedi:

? Sen ve arkadaşların.

Museylime İbn Habîb peygamberlik İddia etti. Hanîfe oğullarına Kur´an´a benzeterek secîli sözler söylemeye başladı: «AHan gebeye utfetti de, ondan, onun karın yumuşağıyla) kıçının arasından koşan canlılar çıkardı. Onlardan namazı kaldırdı, içki ve zinayı onlara hela! kıldı.,» Hanîfe oğulları bunu kabul ettiler.

İki elçi, Rasûlüll.ah´a (S.A.V), Museylime´nin şunları yazdığı bir mektubunu getirdiler: «Allah´ın Rasûlü Museylime´den, Allah´ın Rasû-iü Muhammed´e. Selâm senin üzerine olsun. Artık ben seninle ortak durumdayım.. Yeryüzünün yarısı bizim, diğer yansı da Kureyş´indir. Ancak Kureyş, zulmeden bir kavimdir.»

Peygamber (S.A.V) Museylime´nin iki elçisine sordu :

? Siz de mi onun dediğini diyorsunuz? Elçiler:

? Evet, dediler. Rasûlüliah (S.A.V) :

,? Vallahi, eğer elçiye zeval yoktur, kaidesi olmasaydı, sizin boy­nunuzu vururdum.

Daha sonra Rasûlüilah (S.A.V) Müseylime İbn Habîb´e şöyle bir mektup yazdı: «Rahman ve Rahîm olan Allah´ın adıyla. Allah´ın Rasûlü Muhammed´den yalancı Müseylime´ye. Selâm doğru yolda olanların üzerine olsun. Yeryüzü şüphesiz Allah´ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonuç, Allah´a karşı gelmekten sakınanlarındır.»

İki eiçi Rasûiüliah´ın [S.A.V) mektubunu Müseylime´ye götürdüler. Fakat o iftira ve yalanından vazgeçmedi, sapıklığı ve saptırması gittik­çe arttı. Peygamber (S.A.V) iftirasını yaymaktan ve müslümanlara ezi­yetten vazgeçmesi için Müseylime´ye bir eiçi göndermek istedi. Ra-sûlüllah bu iş için Habîb İbn Zeyd İbn Asım´ı seçti. Ummu Umara se­vinip oğlunun başarılı olması için duâ etti.

Habîb İbn Zeyd Müseylimetu´l-Kezzab´a gitti. Müseylime ona:

? Muhammed´in Allah´ın Rasûlü olduğuna şehâdet ediyor mu­sun? diye sorduğunda, Habîb İbn Zeyd İbn Asım

?;Evet, cevabını veriyordu. Müseylime :

?Benîm Allah´ın Rasûlü olduğuma şehâdet ediyor musun? dedi­ğinde, Habîb İbn Zeyd İbn Asım :

? Ben sağırım, duymuyorum, diye cevap veriyordu,

Bunu birkaç defa söyleyince, Müseylime çok kızdı ve celladına onu parça parça doğramasını emretti. Habîb :

«? Eşhedu en lâ ilahe illa´llâh ve eşhedu enne Muhammeden Ra­sûlüilah» diye diye öldü.

Rasûlüilah vefat edince halk müslümanların halifesi olarak Ebû Bekr´e bey´at etti. O, orduları mürtedlerle ve peygmaberlik idia eden­lerle savaşa gönderdi. Ummu Umâre ve oğlu Abdullah İbn Zeyd de çıktılar. Nuseybe Bint Ka´b Museylimetu´l-Kezzab´tan öç almaya yemin, etti ve Yemâme savaşına gitti...

Halid İbnu´l-Velid´in ordusu Hanife oğullarıyla karşılaştı. Ummu Umara, o gün oniki yara alıncaya ve eli kesiiinceye kadar devamlı dö-ğüştü. Oğlu Abdullah İbn Zeyd´în, Ebû Dûcâne´nin ve. Vahşî İbn Harb´în :

? Müseylimetu´l-Kezzâb´ı öldürdük dediklerini duyuncaya kadar sakinleşmedi ve göğsündeki ateş sönmedi.

Ummu Umara yaralı olarak Medine´ye geldi. Halini sormak için Ebî Bekr onun evine gitti...

Bu kahraman kadın, Uhud savaşında kırk üç, Yemâme savaşınd; hemen hemen elli iki yaşındaydı. O yaşlarda, böyle savaşlara katılabil­mek harikulade bir kahramanlıktır... Onlar Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla, evlatlarıyla velhâsıl herşeyleriyle çarpıştılar... Ya şimdiki müslüman kadınları ne haldeler?!.. Moda, eğlence, giyim-kuşam vesâir boş şeyerle günlerini heba ediyorlar.,.

Medineliler Medâin´in fethinden ve Beşîr İbnu´I-Hasasiyye´nin ge­tirdiği humuslardan, Suraka İbn Malik İbn Ca´şem elMudlici´nin mü­minlerin emîri Ömer İbriu´l-Hattab´ın önünde, Kısrâ´nın bileziklerini, pantolonunu ve tacını giymesinden bahsetmeye başladılar.. Nihayet o günün güneşi de battı... [2]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Kur´anı Kerim, Ahzâb Sûresi: 35

[2] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 508-519.

Kitap: 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Kitap okuyor musunuz?:

Son yorumlar