Namaz, en câmi ibâdettir

Namaz en câmi, yani bütün ibadetleri ve zikirleri, özet olarak içinde toplayan, en kapsamlı bir ibadettir.

Namazın manası, Rabbimizin celâline karşı “Sübhanellah” deyip tesbih etmek, cemaline karşı “Elhamdülillâh” diyerek hamdetmek, kemaline karşı “Allahüekber” deyip tâzim etmektir.

Rabbimiz, sonsuz büyüklük sahibidir, yücedir, eşi benzeri yoktur. Tesbih, Onun her türlü acz, kusur ve eksikten münezzeh olduğunu ifade etmektir.

O, her bakımdan eksiksizdir, mükemmeldir. Tâzim, Onun yüceliğini ve büyüklüğünü belirtir.

Son derece güzeldir ve bütün güzellikler Onun sonsuz güzelliğinin bir tecellisidir. İşte hamdetmek, Onu övmek ve minnettarlığımızı bildirmektir.

Tekbir, tesbih ve hamd namazın her yerinde bulunur. Namaza tekbirle başlarız ve bütün rükünler arasında “Allahüekber” deriz. Arkasından “Sübhaneke” duasıyla tesbih başlar, rükû ve secdelerde üçer defa tesbih ederek Rabbimizin münezzehliğini dile getiririz. Bütün rekâtlarda okuduğumuz “Fâtiha”nın başında Allah’a hamd vardır.

Namaz âdeta tesbih, tekbir ve tahmid çiçekleriyle süslenmiş, rengârenk ışıklarla nurlanmış eşsiz bir ibâdettir.

Ayrıca namazdaki her hareket de aynı manayı ifade eder. Ayakta durmak, önünde el bağlamak saygının ifadesidir. Rükûya eğilmek yine saygıdandır. Diz çökmek, yüce bir varlığın karşısında acizliğin göstergesidir. Secdeye kapanmak ise, sevgi ve saygının, Allah karşısında her şeyini feda etmenin zirvesidir. Secde etmek, “Rabbim, maddî ve manevî bana ne emanet etmişsen, hepsini Senin yoluna serdim, Sana feda ettim, her şeyimle Sana teslim oldum” demektir.

Namaz aynı zamanda bitki, hayvan, melek gibi varlıkların yaptıkları ibadetlerin tümünü içine alır. Çünkü, onların bir kısmı sürekli secdede, bir kısmı sürekli rükûda, bazısı da devamlı ayaktadır. Ayrıca meleklerin kimi tehlil (Lâilâhe illâllah) ile, kimi tesbih (Sübhanellâh) ile, kimi tahmid (Elhamdülillâh) ile, kimi tekbir (Allahüekber) ile Allah’ı zikretmektedir. Namaz onların hem hareketlerini, hem zikirlerini içine alır.

Namazda oruç, zekât ve hac gibi ibadetlerin özü ve ruhu vardır. Namazda yeyip içmemek orucu, kıbleye yönelmek haccı hatırlatır. Namaz aynı zamanda bedenimizin zekâtıdır.

Eğer namaz üstünkörü kılınır, sıradan bir fiilmiş gibi algılanır ve sanki bir alışkanlıkmışçasına geçiştirilirse, ondaki derin sırlar anlaşılmaz, ne muhteşem bir ibadet olduğu fark edilmez.

Bu açıdan namazı hakkıyla anlayıp hakkıyla kılmayı bir ideal hâline getirmek gerekir.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Kitap okuyor musunuz?:

Son yorumlar