Güçlü iman Nasıl Kazanılır?

Daha önce de kısaca belirttiğimiz gibi, iman, bir binanın temeli veya bir ağacın kökü gibidir. Nasıl ki, ağacın kökündeki değişim ve gelişim dallarında ve meyvelerinde etkisini gösterir; imandaki terakkî de insanın ibadetlerinde duyarlılığa, devama ve gelişime sebep olur.

Bu iman, teknolojik alet ve makinelere hareket veren elektrik veya bedene canlılık kazandıran ruh gibi, fonksiyonel ve etkilidir.

Hiç şüphesiz bahsini ettiğimiz, basmakalıp, üstünkörü, ruhsuz, cansız, etkisiz, kuru bir iman değildir.

Kast ettiğimiz, Kur’an’da ve hadislerde anlatılan, başta Resulüllahın (a.s.m.), ashabının ve maneviyat büyüklerinin yaşadığı coşkun, hareketli, muhteşem imandır.

İşte bu imanı Yüce Rabbimiz, binlerce ayetle anlatıyor. Belki diyebiliriz ki, Kur’an’ın yarısı bu imanı anlatan ibret dolu âyetlerle doludur.

Yoğun bir biçimde Kur’an’ın imanî ayetlerini açıklayan Risale-i Nur’da anlatılan iman ise, Kur’an’ın istediği o coşkun ve fonksiyonel imandır.

Bu iman, Rabbimizin sadece varlığını değil, aynı zamanda isim ve sıfatlarını, hatta şuunatını ve tecellilerini bilmekle elde edilir. Çünkü, Muhyiddin-i Arabî’nin dediği gibi, “Allah’ı bilmek, varlığını bilmenin gayrıdır.”

“Allah bilgisi” diyebileceğimiz, mârifetullah, Onun sadece varlığına inanmakla meydana gelmez. Onun bütün isimlerini, sıfatlarını, şuunatını ve bunların zerreden kürelere kadar her şeyde, her varlıkta tecellilerini anbean, günbegün görmekle, bilmekle, inanmakla elde edilir.

İnsan kendi vücudunda, duygularında, âlemdeki bütün varlıklarda bu tecellileri defalarca görmeli, her fırsatta tefekkür etmeli, Rabbine olan bağlılığını her an tazelemelidir.

Zaten Peygamberimizin (a.s.m.) bir hadislerinde, “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibâdetten hayırlıdır” (Aclûnî, Keşfü’l-Hafa, 1:310) demesi, bu sırra işarettir.

Ancak “tefekkür”, uçsuz bucaksız, sınırsız, kuralsız bir kavramdır. Onu yapabilmek için bir kurallar silsilesi, bir program, bir rehber lâzımdır.

İşte Risale-i Nur, Kur’an’ın imanî âyetlerini anlatan muazzam bir programdır. Yoksa plânsız, programsız, kuralsız; hangi varlığın, hangi cihetle Rabbimizin hangi isim ve sıfatına delâlet ettiğini bilemeyiz. Onu ne kadar çok okuyup anlarsak, o derece imanımız ziyadeleşir.

Bu eseri şuurlu, plânlı, dikkatli okumanın ve ondan hakkıyla istifade edebilmenin bir dizi kuralı vardır. Bu kurallara uyulduğu takdirde istifade artar. (Bu konuyu, “Risale-i Nur’u Okuma ve Anlama Teknikleri” isimli kitabımızda genişçe işlediğimiz için ona havale ediyoruz.)

İman, nazarımızı, zihnimizi, dikkatlerimizi, Allah’tan başkasından (masivadan) alıp Ona yöneltmektir. Ne kadar zihnimizi dağıtan masivadan yüzümüzü çevirip, ilgimizi Rabbimize yöneltirsek o kadar imanımız parlar.

Bunun için de Kur’an’ın imanî ayetlerini derinlemesine açıklayan eserleri yoğun okumak gerekir. Yüzeysel, üstünkörü, göstermelik meşguliyet, istediğimiz istifadeyi sağlamaz.

İmanın bütün haşmetiyle hayatımıza hükmetmesini istiyorsak, her gün ve yoğun bir şekilde meşguliyetten başka seçenek yoktur

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Kitap okuyor musunuz?:

Son yorumlar